Basın Odası

Özgür Bülent Koç: Sigortacılık kaos zamanlarında da ülkenin güvencesi

Sigorta Dünyası’nın son sayısında “Konuk” bölümümüzü Neova Sigorta Genel Müdürü Özgür Bülent Koç’a ayırdık… Ekonomideki kaos ve dalgalanma dönemlerinde birçok sektörün olumsuz etkilendiğini ve bundan müşterilerin de zarar görebildiğini belirten Koç, sigortacılığınsa birçok sektöre nazaran çok iyi durumda olduğunu ve müşteriyi zor durumda bırakacak hiçbir aksiyona başvurmadığını söylüyor: “Sektörün Likit pozisyonu iyi olduğu için, hasarlar zamanında ödeniyor, hizmette aksama yaşanmıyor ve primlerde ciddi bir artış yapılmıyor. Yani sektör müşterilerine karşı asla mahcup duruma düşmüyor. Başka sektörlerdeki zorlukları biliyoruz. Sigortacılıkta ise müşteriyi mağdur edecek en ufak bir önlem yok; bu da gurur verici bir şey. Zaten sigortacılık aslında böyle kaos zamanlarında ülkenin güvencesi olabilen sektörlerin başında geliyor…”

Özgür Bülent Koç: Sigortacılık kaos zamanlarında da ülkenin güvencesi

Özgür Bey bundan 10 yıl önce sıfırdan kurulmuş bir şirkettiniz. 10 yıl sonra geldiğiniz noktayı değerlendirir misiniz?

Yaklaşık 10 senelik süre zarfında, sıfırdan kurulmuş bir şirket olarak, elementer şirketler arasında 14’üncü sıraya yükseldik. 2 binin üzerinde acentemiz, 13 bölge müdürlüğümüz var. Ayrıca beş katılım bankasının da acenteliği bizde mevcut. Ama tabii, ana dağıtım kanalımız, ortağımız olan Kuveyt Türk Katılım Bankası. Banka üretimi toplam üretimimizin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor, bunun da yüzde 90’ı Kuveyt Türk’ten geliyor. Geri kalan yüzde 80 civarındaki prim acente kaynaklı olarak üretiliyor. 2016’da tam 1 milyar liralık üretim yaptık. Geçen sene ise trafikteki genel daralmadan sonra düşük bir büyümeyle 1 milyar 100 milyon liralık üretim kaydettik. Bu seneyi yüzde 15 büyümeyle 1 milyar 250 milyon liralık üretimle tamamlamayı hedefliyoruz.

Trafik fiyatları yükselirken bu branşa ilgisi artan şirketler olduğu gibi, geçmiş dönem zararından dolayı daha az poliçe kesme eğiliminde olan şirketler oldu. Siz bu dönemi fırsat olarak gören şirketlerdensiniz değil mi?

Tabii… 2016’da trafik fiyatlarının arttığı dönemde biz çok ciddi bir büyüme yakaladık. Büyümeye trafiğin ciddi katkısının yanı sıra trafikten gelen yeni müşterilerin diğer branşlara olumlu etkisi de büyümemize hızlandırdı. 2016’daki stratejimizin sonuçları bizi memnun etti, çünkü şirketin hem nominal ve reel büyümesine hem de özkaynaklarına ciddi katkıda bulunduk. Çünkü düşünün ki 2016’dan sonra fiyatlar devlet tarafından yüzde 25 oranında indirildi. Sonra yine ufak ufak yükseltildi. Ama iki sene önceki fiyatlar oldukça iyiydi ve biz o dönemde trafik branşındaki payımızı genişleterek büyümemizi ve kârlılığımızı arttırdık. 2017’de de fiyatlar düştükten sonra piyasa payımızı adet olarak koruduk. Ama fiyatlar düştüğü için büyümemiz etkilendi elbette. Dolayısıyla, toplamda çok fazla büyüme olmadı. 2018’de ise tüm branşlarda birbirine yakın oranda büyüme yaşıyoruz.

İlk yarıda 38 milyon liralık bir bilanço kârınız görülüyor. Teknik taraftaki gelişmeler nasıl peki?

2016 ve 17’de daha çok teknik kâr ağırlıklı bir şirkettik. Ancak teknik kâr içinde mali taraftan gelen kâr da olduğu için öncelikle kombine rasyoya bakmak gerekir. Biz burada her zaman ilk 10 şirket arasında olduk. Daha az personelle iş yapmayı başarabildiğimiz için operasyonel giderlerimiz ciddi bir şekilde düşük. Tam 2008-2009 global kriz döneminde kurulduğumuzdan dolayı bu hassasiyeti sürdürdük şimdiye kadar. Bu yüzden kârımız daha çok teknik taraftan geldi, yatırım kârımızsa daha azdı. Fakat artık ciddi bir likit büyüklüğe ulaştık. 2018 sonundaki kârımızınsa büyük kısmı mali taraftan gelecek. Sektör de zaten şu anda mali kârla ayakta kalıyor. Genele baktığımız zaman da sektörün teknik tarafta benim gördüğüm kadarıyla en iyi yüzde 101’i gördüğünü -o da 2016 yılında- söyleyebiliriz. Benim çalıştığım 23 yıllık dönemde hiçbir zaman yüzde 99’u göremedi. Hep 3-5 puan operasyonel zarar yazıp mali kârla bunu kapatmaya çalışan bir sektör olduk biz.

Mali kâr fiyat artışını erteliyor

Teknikle mali taraf arasındaki fark bu sene iyice dramatik hale gelecek çünkü faizler ciddi anlamda yükseldi ve mali kârlar fırladı. Bu mali kâr, teknik tarafta ihtiyaç duyulacak fiyat artışlarını erteledi. Aslına bakarsanız trafikte en az yüzde 15, kaskodaysa en az yüzde 20 zam yapmamız lazım şu anda sektör olarak. Yedek parça maliyetleri ciddi biçimde arttı ama fiyatlar artmadı. Çünkü mali kâr oradaki zararı sübvanse ediyor. Sene sonunda kaskoda da trafikte de ciddi bir yüksek kombine rasyo göreceğiz ama beklediğimiz artış maalesef yaşanmayacaktır. Ancak şu an itibarıyla ciddi bir fiyat artışına ihtiyaç var oto branşında. Mali gücü olmayan, likit pozisyonu iyi olmayan şirketler buna daha az dayanıklı olacak. Bu öngörüyle birlikte, sektörün bu sene reel olarak küçüleceğini söyleyebiliriz.

Diğer branşlar nominalde yüzde 15 gibi büyümüştür. SBM’den güncel rakamlara bakarsak, trafikte yazılan primindeki artışın yüzde 14,7, kaskoda ise yüzde 12,2 olduğunu görüyoruz. Yüzde 24 enflasyonun olduğu yerde daralma var demektir bu. Netice olarak sene sonunda yüzde 10 civarında bir küçülme görürüz. Araç satışlarındaki düşüşün de bu küçülmede etkisi var tabii ki.

Enseyi karartmamak…

Umarız ekonomi çabuk toparlanır ve düzene girer ama sektör açısından enseyi karartmamak lazım. Çünkü bugün sigorta sektörü birçok sektöre nazaran çok iyi durumda. Likit pozisyonu iyi olduğu için, hasarlarını ödüyor, hizmette aksama yaşanmıyor, primlerde ciddi bir artış yapılmıyor. Sektör asla mahcup pozisyonda değil müşterilerine karşı. Gıdadaki zamları, bankacılıktaki maliyet artışları ve kredi vermedeki zorlukları, filo kiralama sektöründeki fiyat verememe sıkıntısını biliyoruz. Sigorta sektöründe ise müşteriyi mağdur edecek en ufak bir önlem yok; bu da gurur verici bir şey. Zaten güvence dediğimiz şey de aslında bu. Bu tip kaos zamanlarında ülkenin güvencesi olabilmek çok önemli. Bizim krizlerimiz sektöre özel oluyor. Global ve makro krizlerde müşteriyi zorda bırakacak aksiyonlar almıyoruz. 2017 nisanında tavan fiyattan dolayı kısa bir dönem bazı müşterilerin trafikte teminat bulamaması söz konusuydu. Ya da 2013’te bazı riskli kimya ya da plastik benzeri üretimler yapan fabrikalar sigortalanmıyor diye haberler çıkıyordu. Ama bunlar kısa zamanda çözülüyor ve genele yayılmıyor.

Yani bu sektörün iyi ve krizlere karşı tedbirli yönetildiğini mi gösteriyor?

Aslında sektörün doğasından gelen bir koruması var. Çünkü sektörün likit durumu iyi ve bu cins kriz dönemlerinde de likit olanlar ayakta kalır. Bir de bizim sektörün döviz riski çok yok diğer sektörlere nazaran. Dışarıdan dövizle hammadde ithal edip onu Türk lirasıyla satan bir sektör değiliz. Reasürans alıyoruz yurtdışından, o da toplam büyüklük içinde çok zorlayacak bir rakam değil, vadesinde ödediğinizde risk olmuyor sektör açısından. Ama hasar maliyetleri tabii ki artıyor. Yedek parça maliyetini doğru biçimde, müşteriyi çok rahatsız etmeden yansıtabildiğimiz zaman geriye kalan maliyet farkını da mali kârla sübvanse edebilirsek zaten bir problem kalmamış oluyor. Dövizdeki artış yüzde 40’sa talep ettiğimiz zam yüzde 20. Geride kalan maliyet farkını biz mali kârla absorbe edebiliyoruz. Yine özetlersek, geçtiğimiz aylarda döviz kurunun arttığı dönemde ekonomiye güven veren bir sektör olduğumuzu söyleyebilirim.

Katılım sigortacılığında 1 yıl geride kalırken bu alandaki gelişmeleri değerlendirir misiniz?

Tam katılım çalışan iki hayat, iki de hayat dışı şirket var. Üçer tane de pencere tabir edilen türde çalışan şirket var. Aslına bakarsanız katılım sigortacılığı, burada tevazu göstermeyelim, ülkemizde bizimle başladı. Biz faaliyete başladığımızdan bu yana katılım sigortacılığı yapıyoruz. Ama tabii mevzuatın yayınlanması 2017’nin aralık ayında oldu. Mevzuattan sonra diğer bazı şirketler de katılım sigortacılığı yaptıklarını açıkladılar. Birinci yılı tamamlanırken katılım sigortacılığının piyasadan aldığı pay şu anda yüzde 3,5.

30 yılda katılım bankacılığının ulaşabildiği oran yüzde 5’ken, bizdeki oran iyi diyebiliriz. Ayrıca yeni katılım bankalarının gelmesi ve hükümetin de katılım finansını geliştirme konusundaki iradesi, hatta katılım reasürans şirketinin kurulmasına dair alınan duyumlar da bu alanda büyümenin gelişeceğini gösteriyor. Türkiye’yle ilgilenen, katılım sigortacılığı yapmak isteyen Ortadoğu kökenli girişimcilerin olması da umut verici.

Yani bu piyasa gelişecek ama ne kadar gelişeceği biraz piyasa dinamikleriyle alakalı. Katılım bankacılığı ne kadar tercih edilirse katılım sigortacılığı da onu takip ediyor. Bu diğer bazı ülkelerde de öyle. Bu alandaki potansiyeli bireysel emeklilikte otomatik katılım tercihlerinde de görüyoruz. Burada katılımcılar yüzde 62 oranında faizsiz tarafı tercih ediyor. Yani potansiyel büyük, fakat bunu üretime dönüştürmek için çok çalışmak lazım. O insanlara ulaşıp uygun fiyatla bu alternatifi önlerine koymamız lazım. Daha iyi hizmet vermeliyiz ki müşteri bizi tercih etsin. Ama sonuçta katılım sigortacılığına sektör olarak iyi bir başlangıç yaptık diyebiliriz.

Kavram olarak “büyüme”ye nasıl bakıyorsunuz? Sigortacılıkta büyümek kolay mı? Ayrıca büyüme şart mı diye sorsam?..

Genel olarak Türk sigorta sektörü reelde ekonomi kadar büyüyor. Trafik branşıysa geçmiş 10 yılda ekonominin üstünde büyüdü. Bunun dışında DASK, TARSİM ve BES çok iyi büyümüş. Bunların dışındaki branşlar genel olarak ekonomi kadar büyüdü. Yani devletin desteklediği branşlar ve zorunlu trafikte ortalamanın üstünde bir büyüme söz konusu. Yeni ihtiyari ve zorunlu sigorta türlerinin yanı sıra devlet desteği olduğu zaman sigortacılıkta daha fazla büyüme oluyor. Bunların dışında ise sektörün büyümesi ekonominin büyümesiyle paralel gidiyor. Daha çok varlığınız olacak ki bunları sigortalatma ihtiyacı duyacaksınız. Ne zaman büyümeli ne zaman büyümemeli diye baktığımızdaysa, bu sorunun cevabının tamamen şirketlerin stratejileriyle ilgili olduğunu görüyoruz. Doğru zamanı hissedebiliyorsanız, doğru bir büyüme yakalayabilirsiniz. 2015 yılında trafik sigortası 350 lirayken iştahlı bir şekilde poliçe kesen şirketlerin, fiyatlar 850 liraya çıktığında bu iştahlarının kesildiğini gördük. Tabii bunlar her şirketin yönetim kurulunun aldığı stratejik kararlar sonucunda yapılıyor ve bazen de fırsat kaçırılmış oluyor. Biz o dönemde gücümüzün arttığı oranda zıplama yaşadık. Hatta 2017 ilk çeyreğinde 11’inciliğe kadar yükseldik. Ama tavan fiyattan sonra bir nebze geriledik. 2017’de kasko, yangın, mühendislik gibi branşlarda, özellikle bankamızın performansıyla iyi bir büyüme yakalamıştık ama trafikteki daralma buralardaki büyümenin toplama yansımasını da etkiledi.

https://www.sigortadunyasi.com.tr/2018/12/04/ozgur-bulent-koc-sigortacilik-kaos-zamanlarinda-da-ulkenin-guvencesi/